|
****************************************************
Bir gün son hastayı bekliyoruz, epey
vakit geçti, hala gelmeyince sekreter telefon etti. Hastanın annesi
"kusura bakmayın, yanlış metroya binmişiz, geri döndük, hemen
geliyoruz" demiş. Yarım saat kadar daha bekledik, hala gelmeyince
tekrar telefon ettik. Karşıdan ağlamaklı bir ses:
- Ayy çok üzgünüm, biz yine
yanlışlıkla aynı metroya binmişiz. Lütfen gitmeyin, bizi bekleyin,
inşallah bu sefer geleceğiz...
****************************************************
Muayene olan bir çocuk ne dersek
tersini yapınca annesine dönüp sordum.
- Oğlun pek aksi görünüyor, kime
çekmiş bu?
- Orayı şimdi hiç karıştırmayalım
Doktor Bey...
- Korkma valla bizden sır çıkmaz,
kimseye söylemeyiz, sadece web sayfasına yazarız, oradan herkes okur...
****************************************************
Geçenlerde gelen bir çocuğun
kimlik bilgilerine bakarken anne adının "Manisa" olduğunu gördüm ve
yanlış yazılmış zannederek çocuğun babasına "isim doğru mu?"
diye sordum. Baba :
-"Evet doğru, bizim kayınpeder
askerliğini Manisa'da yapmış, o sırada bizim hanım doğmuş, adını o
yüzden Manisa koymuş" dedi.
- İyi ki senin kayınpeder
askerliği Gaziantep'de ya da Adapazarı'nda yapmamış...
****************************************************
Muayeneye gelen çocuklara vermek
için bir oyuncakçı dükkanından çok sayıda oyuncak alıp arabaya
doldurup raflar arasında gezerken, annesiyle oyuncak almaya gelen
5-6 yaşlarında tatlı bir kız bir bize, bir de oyuncak dolu market
arabasına baktı, baktı ve:
- Ama olmaz ki? Bu kadar da
oyuncak alınmaz ki? dedi...
****************************************************
Pırılay adında 7-8 aylık bir hasta
muayene ve eko yaparken başladı ağlamaya ve ne yaptıysak
susturamadık. Kıza döndüm ve dedim ki: "bak, biraz daha zırl zırıl
ağlarsan, adını Zırılay yaparım, ona göre" .
****************************************************
3
aylıkken kalbinde 2 tane delik gördüğümüz bebek 6 ay sonra kontrole
geldiğinde aradım taradım, deliklerin kapanmış olduğunu görüp,
-
"Gözün aydın annesi, deliklerin ikisi de kapanmış" der demez baktım
anne hüngür hüngür ağlıyor... Önce şaşırdım, sonra...
-
"Pardon, yanlış görmüşüm, daha kapanmamış, lütfen ağlama artık"
deyince de daha da fazla ağlamaya başlamasın mı...
****************************************************
Bunu
bir öğrencimden duymuştum. Uludağ Tıp Fakültesi'ni kazandığında,
Anadolu'nun bir kasabasından babasıyla birlikte kayıt yaptırmak için
gelmişler, Önceden duydukları ve bir arkadaşları aracılığıyla yer
ayırttıkları Uludağ Kız Öğrenci Yurdu'na gidip eşyalarını bırakmak
istemişler. Taksiye binip "Uludağ'a" demişler ve şehirden çıkıp,
bayağı uzaklaşınca kız babasına
"bu kadar uzaktan okula her gün nasıl
gidip geleceğini sorarken" taksici nereye gittiklerini sormuş. Onlar
da Uludağ'daki Uludağ Kız Öğrenci Yurdu deyince taksici uyanmış ve
gülmeye başlamış. Taksici Uludağ Kız Öğrenci Yurdu'nun Uludağ'da
olmadığını söyleyip geri dönmüşler...
****************************************************
Bir keresinde uzunca bir süre yurtdışında bir
hastanede rotasyona gitmiştim. 2 ay kadar sonra geldiğimde randevu
alıp bekleyen bir anne tedirgin ve yarı kızgın bir şekilde "10
yaşındaki çocuğunda üfürüm duyulduğunu ve nerdeyse 2 aydır beni
beklediğini, ya kalbinde önemli bir problem varsa diye çok
endişelendiğini, niye her yerde çocuk kardiyoloji uzmanı olmadığını"
söyleyince:
"Haklısınız, isterseniz sizin oğlunuzu çocuk kardiyoloji uzmanı
yapalım. İster misiniz" deyince gözleri parladı, "Tabii isterim, neden
istemeyeyim"
dedi.
Tamam o
zaman. İlkokulu ve ortaokulu bitirsin 8 sene, lise de var 4 sene,
üstüne 6-7 sene tıp fakültesi var etti mi 18-19 sene. 2 sene mecburi
hizmet 4 -5 sene de çocuk ihtisası, 2 sene mecburi hizmet, etti 26
sene, bitmedi 3 sene çocuk kardiyoloji yan dalı, 2 sene de bunun
mecburi hizmeti, etti 31 sene, 2 sene de askerlik, 33 sene... senin
oğlan 7 yaşında okula başlasa, hiç ara vermese, sınavlar daha ilk
hakkında kazansa bile 40 yaşında ancak uzman olur, daha bunun
yardımcı doçentliği, doçentliği ve profesörlüğü var, yaşı artık 50
mi olur 60 mı olur... ister misin oğlunun böyle olmasını deyince...
- "Amaaaan
istemem, asla olmasın, benim oğlum o kadar sıkıntıya gelemez, bırak
başkaları yapsın." dedi tabii doğal olarak... Nasıl olsa bi yapan
çıkar, yapmak yerine yapana kusur bulmak hep daha kolayımıza gelmez
mi zaten?
****************************************************
12
yaşında bir çocuk geldi muayenehaneye. Babası:
-
"Doktor bey, siz bunu 10 sene önce Fakültede muayene etmiştiniz.
Kapağında bi problem vardı, her sene kontrole getirin demiştiniz
ama, biz biraz ihmal ettik galiba."
-"Yoo,
bence
erken bile gelmişsiniz, o kadar da acele etmeseydiniz keşke. Askere
gitmeden önce getirseniz de olurdu." dedim... Anlayana...
****************************************************
Geçenlerde muayeneye gelen 5-6 yaşlarındaki sevimli
bir erkek çocuk, baktım odamda ne kadar oyuncak varsa toplayıp,
ortadaki sehpanın üzerine yığıyor. “Ne yapıyorsun sen bakiim öyle”
dedim, “Hiiiç, bunları eve götürücem de topluyorum” deyince, “Bence
sen bi kamyonet tut, hepsini elinde götürmen zor olur” dedim. Babası
“kamyonete gerek yok doktor bey, zaten bizim kamyonumuz var” demesin
mi…
****************************************************
Viagranın iyisi: Primer pulmoner hipertansiyon adı
verilen akciğer ataradamarı basınç yüksekliği nedeniyle günde 3 kez
yarım tablet viagra kullanan 1 yaşındaki hastamın annesi kontrolde:
“Doktor bey, bu ilacın daha iyileri ve daha etkilileri varmış,
Bizim komşular da kullanıyorlarmış, Siz bize neden onlardan
yazmıyorsunuz?” Diyince.. Komşuların kullanma amacı ile çocuktaki
kullanım amacının farklı olduğunu anlatmakta kızara bozara epey
güçlük çekmiştim…
****************************************************
Yine primer pulmoner hipertansiyon tanısı alan ve her
gün 3x1 viagra kullanan 7 yaşındaki kız hastam, yaşadığı şehirde
ilaç aldığı eczacı kalfasının boş boğazlığı yüzünden “viagra
kullanan kız” olarak meşhur olmuştu…
****************************************************
Ağır kalp hastası 9 yaşındaki bir hastama ayda 5-6
bin lira değerinde olan ve ağzına sıkıp derin nefes alarak
kullanılan pahalı bir ilaç yazdık. Evine kadar hemşire gidip nasıl
kullanılacağını tarif etti ve kullanmaya başladı. 1 ay sonraki
kontrolde çocuğun hastalığının düzelmek yerine daha kötü olduğunu
görünce şaşırdık ve ilacı kesmeye kalktık. Sonradan öğrendik ki
çocuğun anne babası aralarındaki sorunlar nedeniyle pek
ilgilenemeyince çocuk evde binlerce liralık ilacı “oda spreyi gibi”
havaya sıkıp kullanmış. Tabii ki o yüzden yararı da olamamış.
****************************************************
10 yaşındaki kız hastanın babasına ne şikayetleri
olduğunu sordum. “Biz size bu kızı 10 sene önce siz Uludağ
Üniversitesi’nde hasta bakarken getirmiştik. Sonra düzelmiştir diye
bi daha getirmedik” dedi. “Peki bu kadar sene geçmiş aradan, beni
nasıl buldunuz?” Diye sordum, Baba şöyle dikkatle beni süzdü ve “
valla biraz yaşlanmış buldum.” Demesin mi. Biraz bozuldum tabii ama
belli etmedim. “Emin misiniz? Bazı hastalarımın anne-babası pek
değişmediğimi söylüyorlar” dedim. “İnanmayın onlara doktor bey,
onlar yağcılık yapıyorlardır” diyerek israr etti. Hemşire hanıma
döndüm ve gülerek “Diğer hastalara indirim yapmıştık di mi hemşire
hanım? Bu babadan ceza olarak 2 misli ücret alalım” dedim korkutmak
için. Yine pes etmedi valla: “Canın sağ olsun, veririz” diyince
artık diyecek bişey bulamadım.
****************************************************
Bir gün hastanın muayenesini
bitirdikten sonra tam kapıdan çıkarlarken annesi birden geri dönüp:
-"Size bişey söylemek istiyorum."
dedi.
-"Tabii, buyrun" dedim, çocuğuyla
ilgili bir şey soracağını sanarak.
-"Ben aslında baştan sizden
randevu almak istememiştim. Hatta sekretere profesör olmayan biri
yok mu? Daha şöyle yeni uzman filan olsa daha iyi olur dedim ama
yokmuş, mecburen sizden randevu almak zorunda kaldım." dedi.
Çok şaşırdım tabii ve biraz da
üzüldüm, "neden" diye sordum.
Valla buraya gelene kadar ciddi,
asık suratlı, kolay diyalog kurup, soru bile soramayacağım, aksi
biriyle karşılaşacağımı sanmıştım, ama çok yanılmışım, özür dilerim"
dedi.
****************************************************
Bir gece çok telaşlı bir
sesle telefon eden annenin biri:
"Doktor bey, biliyorsunuz kızımın
kalbinde delik vardı, Bugün eline çivi battı, Tentürdiyot
aşısı yaptırmamız gerekir mi" deyince,
İçimden :
- " Yok hanımefendi, yaraya biraz
tetanoz sürdüyseniz, tentürdiyot aşısına gerek olmaz" demek geldi,
ama pek o saatte ve o durumda şaka kaldıracak gibi olmadığını tahmin
ettiğimden diyemedim. İçimde kaldı...
****************************************************
Kalbinde delik olduğu yeni
anlaşılan 33 yaşındaki bir hastanın kalbindeki deliği ameliyatsız
tıkamış ve başarılı işlemden sonra rahatlayıp derin bir nefes
alırken, anestezist arkadaşımız "kızıl saçlı Zeynep Hanım":
- "Hocam, bu hastanın kalbindeki
deliği kapatmanız neden gerekliydi?" deyince:
- "Bundan sonra deliksiz
uyuyabilmesi için" deyiverdim.
****************************************************
Biraz huzursuz görünen ve muayene
olmak istemeyen 6-7 yaşındaki bir çocuğa ne kadar büyük göründüğünü,
abla olduğunu, hiç korkacak bişey olmadığını söyleyip ne kadar gaz
versek de ikna olmadı ve ağlaya sızlaya muayene ve ekosunu zar zor
yaptırdı. Bu arada da yapmadığımız cambazlık kalmadığı için de
iflahımızı kesti. Sonunda kendimi tutamayıp annesine:
- "Yok yanılmışım, bu pek fazla
büyümemiş, annesi sen buna emzik ver, altına da bez bağla"
deyince, çocuk bana dönüp:
-"Asıl sen kendine bez bağla"
demez mi.
Eeeee, kaşındık tabi, çocuk da
altta kalmadı haliyle...
****************************************************
Muayenede üfürüm duyulduğu için
gönderilen ve kalbi delik olduğu anlaşılan çocuğun babası:
- Doktor bey ben mühendisim. Üfürüm
nedir? Bana bilimsel olarak anlatabilir misiniz ?
- Biliyorsuunuz kan sıvıdır. Sıvılar ya laminer (düz) ya da
turbulan (anaforlu) akar. Kan normalde laminer akar, ama
kalpte delik olduğunda veya kapaklarda darlık olduğunda akışı
bozulur ve turbulan akmaya başlar, bu da üfürüme yani kalpten gelen
bir sese yol açar.
- Hay Allah, üniversitede bu konu "akışkanlar mekaniği" dersinde
geçerdi. Ben o dersi hiç sevmezdim. Burada da mı karşıma çıktı?
****************************************************
Bir gün Kütahya'dan gelen 7
yaşındaki kalbi delik bir çocuğa eko yaparken genellikle yaptığım
gibi fazladan karaciğer, dalak ve böbrek gibi organlarına da
baktığımda sol böbreğini göremedim. Emin olamadığımdan ultrasonda
daha tecrübeli radyolog bayan bir arkadaştan telefonla çocuğa
bakmasını rica ettim ve babasıyla ultrasona gönderdim. Epey vakit
geçip de hasta hala gelmeyince, merak edip kendim gidip
baktığımda çocuğun "böbreğimin biri yokmuş benim" diye ağladığını,
babasının da çocuğuna "oğlum tek böbrekliymiş" diye ağladığını
gördüm. Baktım Radyolog arkadaş da onlara katılmış, o da ağlıyor. "Sen
niye ağlıyorsun" diye sordum. "Valla onları ağlar görünce ben de
dayanamadım" dedi. Az daha onlara ben de katılıyordum, zor kaçtım...
****************************************************
Muayeneye gelen 5-6 yaşlarındaki çok
tedirgin görünümlü bir erkek çocuk 2 dakikada bir " iğne var mı?
iğne var mı?" diye sorup durunca dayanamadım.
"Yok, ama çok istiyorsan karşıdaki
eczaneden acılı 1.5 iğne getirttireyim" dedim
****************************************************
Doktorlukta duyduklarınızı başka
hiçbir yerde duyamazsınız:
"Ne yedi ? " sorusunun cevabı, " Her zamankinden"dir.
" İlaçlar bitti mi ? " dediğinizde, " Ağır gelir diye kestik " derler.
Bir ay sonra kontrole gelin dediğinizde "çocuğu da getirelim mi"
derler.
İlaç tariflerini yazar verirsiniz, kendi bildiği gibi verir.
"Niye ilacını yazılanlara göre vermedin" derseniz "okumaya hiç
vaktim olmadı" derler.
****************************************************
2.5 yıldan beri kalbinde 2 adet VSD
olduğu için izlediğimiz kız çocuğunun son kontrolünde ikinci deliğin
de kapandığı görülünce ailesi çok sevindi ve babası:
- "Buradan hemen kızımın kulaklarını deldirmeye gidiyorum" dedi.
Ben dayanamadım ve :
-"Hayatta olmaz, 2.5 yıldır biz kalbindeki delikler
kapansın diye bekledik, siz hemen iki delik daha mı deldireceksiniz?
****************************************************
ÇOCUKLARIN
ÇARPINTI VE RİTM BOZUKLUĞU TARİFLERİ
-
Kalbim
çırpınıyor,
-
Kalbim
sıkışıyor,
-
Kalbim
ters dönüyor,
-
Kalbim
atışıyor,
-
Kalbim
patlıyor,
-
Kalbim
yumruk vuruyor,
-
Kalbim
kaşınıyor,
-
Kalbim
titriyor.
-
Kalbim
ağzımdan uçacak gibi oluyor.
****************************************************
Bizim
kapıcı postaları getirirken topallıyordu sordum ;
- Hayrola niye topallıyorsun ?
- Hocam dizim şişti
- Geçmiş olsun doktora gittin mi ?
- Gittim hocam
- Ne dedi ?
- Ağrı kesici filan verdi bi de AMEL filmi çekilecekmiş.
- Ne filmi ?
- Amel mi dedi ne dedi öyle bişey işte, Allah allah ne ameli yahu ?
- Hocam böyle makinaya sokuyorlar ya ondan işte
- Emar olmasın ?
- Hee işte ondan ...
(itiraf.com'dan
alınmıştır.)
****************************************************
Hoca ile
birlikte doktor adayları sabah viziti geziyorken birden, telefonun
sesini kapatmayı unutan bir öğrencinin telefonu Emre Aydın
şarkısıyla çalmaya başladı.
''Adam olmaz
dedin senden...''
Hocanın merakla beklenen tepkisi gecikmedi. ''Baban arıyor galiba.
Söyle, haklı çıktı.''
(itiraf.com'dan
alınmıştır.)
****************************************************
Bundan
birkaç sene önce büyükannemi doktora götürdük. Muayeneden sonra
tahlil için gün verip " Sabah sakın bir şey yemeyin, aç karnına
gelin." diye tembihlendi. Hastaneden çıktıktan sonra büyükannem
sessizliği bozdu ve buram buram umut kokan sorusunu sordu.
"Kahvaltıda ne ikram edecekler acaba? Aç gelin diye o kadar da sıkı
tembihlediler."
(itiraf.com'dan
alınmıştır.)
****************************************************
Kadir Has Center'a alışveriş için
giden bir bayan, alışveriş merkezine yaklaştığında minibüsten inmek
ister ve..
- Şoför Bey, Kadir Has'ta indirir misiniz?
- Kadir bey hastaysa arabaya binmesin kardeşim, evinde yatsın.
Kendini de bizi de uğraştırmasın.
(Not: bu anı bize ait değil ama
çok güzeldi, eklemeden edemedim.)
****************************************************
Bir hastamın
annesi:
- Size bir şey
sorabilir miyim? Bir "labirent" bana bu hastalığın çok kötü olduğunu
söyledi. Gerçekten öyle mi?
- Pardon
labirent nedir? Anlamadım.
- Hani tahlil
filan yapıyor ya. (Laborant demek istemiş.)
****************************************************
Sakarya Akyazı
Sağlık Merkezinde 25 yıl önce pratisyen olarak çalışıyordum. Bir gün
köylerden birinden bir kadın 5 yaşındaki çocuğunu getirdi. Çocuğun
çok ağır ve müzmin bir hastalığı vardı. Zor olan tedavi sürecini ve
tedavi şemasını anlattım. Sonra anladığından emin olamayıp
tekrarlattım. Gördüm ki gerçekten zor olan her şeyi harfi harfine
anlamış. Şaşırdım, inanamadım ve kendisini tebrik ettim. Çok taktir ettiğimi
belirttim.
"Aaah ah doktor
bey, ben aslında ne doktor, ne mühendislere layık bir kadındım, ama
işte kaderim böyleymiş." demez mi...
****************************************************
Sekreter gelen
telefonu bağladı:
-"İyi günler,
ben ......'in anneannesiyim. Torunumun
kullandığı damlanın tarifini öğrenebilir miyim?"
-"Tabii
söyleyeyim. Kayıtlarımızda sabah 3, akşam 2 damla kullanacağı
yazılı. Hayrola, geçen ay kontrole geldiğinizde zaten söylemiştim.
Niçin tekrar sorma gereği duydunuz?"
-"Kusura
bakmayın, kızım torunumu bana bıraktı da, annesine bi türlü
ulaşamıyorum. O yüzden size sorayım dedim."
****************************************************
Bir hastamın
anne-babasına çocuğun hastalığı hakkında bilgi veriyorum ama baba
pek beni dinlemiyor, etrafla daha fazla ilgileniyor. Herhangi bir
sorunuz var mı diye sorduğumda baba:
-"Doktor bey
anlamadım, siz Tıp Fakültesinde
Kuran
da mı öğretiyorsunuz?"
-"Hayır,
nereden çıkardınız bunu?"
-"Buradaki
plakette öğrencilerin sizi geçen yıl "en
iyi Kuran Hocası" seçtiği
yazıyor."
(Halbuki
plakette 2006-2007 yılında
öğrencilerle en iyi iletişim kuran hoca ödülü
yazıyordu.)
****************************************************
Gemlik'ten
gelen bir hastamın annesinden daha önce gittikleri hastanede
yapılmış tahlilleri istedim. Bi süre tahlillere baktım, anne sordu:
"Nasıl doktor
bey tahliller?"
"Tahliller
normal de, yalnız bence koltuk takımlarını biraz pahalıya
almışsınız?"
"Nasıl yani?
Siz nereden biliyorsunuz koltuk takımı aldığımızı?"
"Burada
faturası var da, neyse güle güle kullanın."
Burada baba da
lafa karışır: "Sahi hanım, bitmedi mi onun taksitleri daha?"
****************************************************
Gece 03.00'de telefon çalar, uyku
sersemi açtığımda bir telaşlı baba sesi:
"Doktor bey, bugün benim çocuğumu
götürdüğüm çocuk doktoru kalbinde üfürüm duyduğunu söyledi, uykum
kaçtı, bi sorayım dedim. Sizce neden olabilir?"
"Zararsız, masum üfürüm olabilir.
Yarın getirin bakalım. Ama korkarım şimdi de benim uykum kaçtı."
****************************************************
Çocuğun ne şikayeti olduğunu sorduğumda annesi:
"Geçen ay Olay TV'de Kır saçlı bir doktoru dinlerken
bazı kalp hastalığı belirtilerinin çocuğumda da olduğunu farkettim."
"Nasıl bir adamdı? Bana benziyor
muydu?"
"Aaaa, galiba sizdiniz."
****************************************************
Prematüre doğum öyküsü
olan bebeğin doğum öyküsünü sorduğumda babası:
"Doğduktan sonra SSK
hastanesinde 2 hafta kadar
küvette
yattı" (Küvöz demek ki böyle de biliniyor).
****************************************************
Kalpte üfürüm duyulması nedeniyle gönderilen zayıf,
beş yaşındaki şirin bir erkek çocuğa sordum:
- Senin bir şikayetin var mı yavrum?
- Evet var: Bana her gün 3 öğün yemek yediriyorlar......
****************************************************
6 yaşında, çok şirin bir kızın büyüyünce ne olmak
istiyorsun sorusuna cevabı: Gündüz doktor, gece dansöz olmak
istiyorum.. (Sanırım doktorların da çok kıvırdığını ima ediyor.)
****************************************************
Annesinin yemek yemediğini söylediği 5 yaşındaki
çocuğa sordum.
Neden yemek yemiyorsun sen bakiim?
Cevap: Annem hiç güzel yemek yapmıyor ki ....
****************************************************
Bir gün kapımın önünde randevu almadan gelen ve beni
bekleyen bir hastamın babası ile karşılaştım.
-“Doktor bey, sabahtan beri sizi bekliyorum,
sekretere sordum, Katedral’e gittiğinizi söyledi” dedi.
-“Valla katedrale Pazar günü gidiyorum, ben kateter
yapmaya gitmiştim”
****************************************************
Bir hastamın annesi Çanakkale'den telefon ederek
çocuğunun film istek kağıdını kaybettiğini ve tekrar söylememi
istedi.
MR çektirmesi gerektiğini, "Merzifon'un M'si Rize'nin
R'si" diye kodlayarak söyledim ve emin olmak için tekrar etmesini
istedim.
-"Anlamadım doktor bey: Merzifon'da mı yoksa Rize'de
mi film çektireceğim...."
****************************************************
Ailesinde kalp hastalığı olup olmadığını sorduğumda
çocuğun babası, dedesinin geçen sene kalp ameliyatı olduğunu söyledi.
Ne ameliyatı diye sorunca da:
"Paspas oldu Doktor Bey" (By-Pass demek istedi
sanırım) |