DAMDAN DÜŞENİN HALİNDEN...

     
 

Bu köşe web sayfamızın kuruluşundan 6 yıl sonra ilginç bir öneri sonucu yaratıldı. Aşağıda bu sayfanın oluşumunun basamaklarını göreceksiniz. Fikir sahibi olan ve bu sayfanın temeline ilk harcı koyan Ömer Nasuh'un annesi Sayın Hatice Sinmez'e çok teşekkür ediyorum.

Benzer olaylar yaşayan ve duygu ve düşüncelerini bizlerle paylaşarak aynı durumla yeni karşılaşmış olanlara tecrübelerini aktarmak isteyen bütün hastalarımıza ve ebeveynlerine sayfamız açıktır. Bir atasözümüz vardır: "Damdan düşenin halinden ancak damdan düşen anlar." Hastalarımıza yaşadıklarınızı aktararak moral vermek ve  yardımcı olmak istemez misiniz?

 
 

 

Merhaba;
Ben Ömer Nasuh'un annesi. Hani bu hafta ameliyatını yapmayı düşündüğünüz Ömer Nasuh'un annesi. Susup kalan soru bile sormaya hali kalmayan anne (Soracak ne var ki!)... Son 10 günde hayatı değişen anne. Hep başkalarında gördüğümüz hastalığın bir gün kendi çocuğunda da olduğuna tanık olan anne... İçinde fırtınalar koptuğu halde sessizliğe bürünen anne... Hep dua halindeyim Rabbim yardım etsin diye. İnşallah bebeğimin büyüdüğünü göreyim. Onun da bebeğinin olduğunu göreyim diye... Yanlış anlamayın bunları sadece paylaşmak istedim. Çünkü çok şaşkınım konuşacak mecalim yok. Korkuyorum... Bu şekilde sizi de rahatsız etmemişimdir inşallah. Bebeğim önce Allah'a sonra size emanet....
Hatice Sinmez

Hatice Hanım,
Teveküllü olun, bize güvenin, inşallah Ömer iyi olacak. endişeleriniz geride kalacak. Selamlar...

Not: "Ağır aort koarktasyonu ve Dilate kardiyomyopati" tanısı alan ve ağır kalp yetersizliği olan 4 aylık Ömer Nasuh bu mail yazıldıktan 24 saat sonra başarılı bir anjiyoplasti işlemiyle tehlikeyi atlattı ve sonraki gün de taburcu edildi. 5 gün sonraki kontrolde de giderek sağlığına kavuştuğu ve kalp yetersizliğinin de giderek azaldığı görüldü.

Merhaba Ergün Bey ,
Bebeğimiz Ömer Nasuh sayenizde sağlığına kavuştu. Şimdi de hızla gelişme gösteriyor. Bugün emeklemeye başladı:) Sağlık ne kadar büyük bir nimetmiş meğer. Özellikle de canınızın bir parçasının sağlığının bozulması. Keşke insanlar bunların kıymetini bilebilseler... internet siteniz çok güzel ama keşke hastalara ait küçük kısa hikayelerin olduğu bir bölüm olsa. İnanın ben bebeğimin durumunu öğrendiğimde bizimle aynı durumda olan insanlar var mı diye çok araştırdım. Ama bulamadım. İnsan kendini çok yalnız hissediyor. Sizin samimiyetinize inanarak bu önerilerimi paylaşmak istedim. Asıl şifayı veren Rabbime öncelikle,  sonra da şifalı elleri ve ilimi bahşettiği size sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
 

Teşekkür ederim. Benim aklıma gelmemişti açıkçası, ama çok güzel bir öneri. Öneriyi siz yaptığınız için ilk yazıyı da siz yazarsanız ve duygularınızı bizlerle paylaşırsanız sevinirim. Teşekkürler...              

 

 
 

Merhaba hocam, ben Kerem Yücel'in annesiyim. Oğlumu 3 günlükten beri size getiriyoruz. Oğlum şimdi 10 aylık ve biz bugünlere önce Allah'ın sonra sizin sayenizde geldik. Çok zorlu günler geçirdik. Oğlumun kalbinde 3 delik vardı ve ben ilk hastalığını duyduğumda çok büyük bir şok yaşadım. Oğlum 3 gün yoğun bakımda kaldı, daha sonra size kontrole geldik. Oğlumuzun durumunun iyiye gittiğini öğrendik, tam yüzümüz güldü derken bir sonraki kontrolde aort koarktasyonu geliştiğini söylediniz, yani vücuda giden ana damarda daralma olduğunu ve bu yüzden akciğer damar tansiyonunun yükseldiğini ve en kısa zamanda anjiyo ya da ameliyat olması gerektiğini öğrendik ve ben ikinci kez yıkıldım. O an sanki başımdan kaynar sular döküldü, donup kaldım. oğlum 2 ay sonra anjiyo oldu, damardaki darlık balon şişirilerek genişletildi. Tam anjiyoyu atlattık derken kontrole gittiğimizde akciğer tansiyonunun düşmesi gerektiğini fakat oğlumuzun tansiyonunun çok yavaş düştüğünü öğrendik. 4 ay sonra kontrole getirmemizi eğer pulmoner hipertansiyonun düşmemesi halinde tekrar anjiyo olmasını gerektiğini söylediniz. Hatta bize 4 ay sonraya anjiyo günü bile verdiniz. O 4 Ay nasıl geçti anlatamam. Oğlum gün geçtikçe büyüyordu, ama ben onun büyümesine sevinemiyordum bile. Hep aklımda ya yine anjiyo olursa diye yanlızca dua ediyordum, dua etmekten başka elimden bişey gelmiyordu. 4 ay geçti kontrol günü geldi çattı, muayenehaneye geldik. Ayaklarım geri geri gidiyordu, tekrar anjiyo olmasından ve o kötü günleri tekrar yaşamaktan çok korkuyordum. Hocamızın yanına girdik hocamız muayenesini yaptı, çekilen ekosunda tasiyonun düştüğünü ve durumunun iyiye gittiğini öğrendik, o an gözyaşlarımı tutamadım. Hocamız bunun bi mucize olduğunu söyledi, içimiz rahatladı. ALLAHA ÇOK ŞÜKÜR Kİ HOCAMIZIN SAYESİNDE OĞLUMUZ İYİLEŞİYOR. SAYIN ERGÜN ÇİL'E AİLEM VE BEN ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ. İYİ Kİ VARSINIZ HOCAM, BU ZOR GÜNLERİ SİZİN SAYENİZDE ATLATTIK, SAĞOLUN. Çiğdem Yücel

 
 

  

Anne olunca…

      İnsan anne olunca her şey değişiyor. Kimine göre bu annelik güdüsü, kimine göre yaratılış özelliğimiz… Kimine göre ise insanın özgürlüğünün kısıtlanması. Her ne şekilde düşünürsek düşünelim insan anne olunca her şey değişiyor.

     Benim için de bu değişiklik 11 Ağustos’ta oldu. 25 yaşındaydım, Ömer Nasuh’um dünyaya geldi. Allah’ım ne güzel bir şeydi! İnsan bakmaya bile kıyamıyordu. 9 ay sonunda bir mucize size verilmişti. Ömer Nasuh 3,600 gr. Dünyaya gelmişti.

    İnsan anne olunca her şey değişiyor. Uyku düzenin, rüyaların, beslenme alışkanlığın, yürüyüşün bile değişiyor. Artık her şeye bakışınız değişiyor. Bir köpek görüyorsunuz “ağzında ekmek var” kesin yavrusuna götürüyordur diyorsunuz. Kuşlar yuvalarını yavruları için yapıyordur. Sanki dünya onlar için dönüyor….

    Artık annesin. Düşünmen gereken bir bebeğin var. Her saniyen onu düşünmekle geçiyor. Uyurken bile…

    Ömer Nasuh’un ilk ay muayenesinde az kilo aldığını fark ettik. İnsan anne olunca buna çok üzülüyor.  Acaba bende mi bir eksiklik var diye düşünmeden edemiyor. Daha sık hatta saatte bir emzirmeye başladık. Ama her seferinde aynı sonuçla karşılaşıyorsun. Yine az kilo alımı...

     İnsan anne olunca büyüsün istiyor bebeği günden güne… Ama bizde böyle olmadı. Gül gibi soluyordu bebeğim… Doktor kontrollerinde de normaldi her şey ilk 4 ay… Ama dedim ya insan anne olunca hissediyor. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu. Anne sütü olduğu halde emmekte güçlük çekiyordu bebeğim. Bazen o ememediği için ben de çok acı çekiyordum…

   4 aylık olduğunda tavsiye üzerine bir başka doktora kontrol için gittik. Doktor eko çektirmemizi istedi. Dedim ya, insan anne olunca anlıyor problem olduğunu…

    Eko sonuçlarında Ağır Aort Koarktasyonu + dilate kardiyomyopati olduğu ortaya çıktı. Yani kalpten çıkan ana atar damar daha anne karnından itibaren çok dar olduğu için ağır kalp yetersizliği gelişmiş ve kalp iflas etme noktasına gelmiş. Ergün bey’le de o gün tanıştık. Yüzü çok endişeliydi. Acil anjiyo gerekiyordu. Hep kısa ve öz konuşuyordu. Zaten konuşacak ne vardı ki! Ben de çareyi susmakta buldum…

   İnsan anne olunca önce kabullenemiyor. Böyle vakaları hep başkalarından  duyardık. Üzülürdük ama unuturduk. İnsanın kendi başına hatta canından çok sevdiği bir varlığın başına gelince çok farklı oluyor. İnsanlara ben de anlattım onlar da üzüldüler, ama sonra onlar da unuttular. Tıpkı daha önce benim unuttuğum gibi. Çünkü insan unutkan bir varlık. O zaman dedim ki ‘Hep birlikte yalnızız bu dünyada…’

   Ateş düştüğü yeri yakarmış gerçekten… Ve ölüm sadece yaşlılara yakın değilmiş… Bunu şah damarımda hissettim…

   Kullanmam gereken ilaçlar vardı düzenli olarak .İnsan anne olnnca her şeye alışıyor. Sanki daha da güçleniyor. Ve hep dua ediyor. Zaten dualar da olmasa neye yarardı…

   İnsan anne olunca hep ümit ediyor en zor şartlarda bile… Düşünüyorsunuz onun en çok size ihtiyacı var. Bu yüzden güçlü olmak gerekiyordu…

  Ve nihayet anjiyo günü gelmişti. 16 Ocak 2009 bebeğim anjiyo oldu. Ergün bey bi tek o gün benimle konuştu. Anjiyodan çıkar çıkmaz ‘Ömer Nasuh’un annesi’ diye seslendi. Bu çok hoşuma gitmişti. Evet önce bana söylenmeliydi. Anneyiz ya evet önce benim hakkımdı. Çok şükür atlatmıştık hayati tehlikeyi. Balonlu kateterle damar kalbi rahatlatacak kadar genişletilmişti. Şifayı veren Şafidir önce tabi ki. Sonra da şifalı ilmi ve elleri bahşettiği güzel insandır.

   Ergün bey'le anjiyodan sonra görüştüğümüzde artık güzel şeylerden bahsettik. Çünkü artık tehlike atlatılmıştı. Geriye son aşamamız kalmıştı ameliyat…

   Çok korkuyordum tehlikeyi atlattığımızı bile bile korkuyordum. İnsanın aklı almıyor ki. Nasıl olur da küçücük bir bebeğe açık kalp ameliyatı olurdu. Düşünmek bile ürkütücüydü.

   Ergün Bey o konuda da bizi hiç yormadı. Kendinden gayet emin ameliyatı yapacak olan cerrahı buldu ve ona yönlendirdi. İnanın insanın kendine doktoruna güvenmesi çok güzel bi şey. Hiç gözüm arkada değildi. O elbette en iyisini düşünecekti. İçimde en ufak bi şüphe bile yoktu…

   Kalp kendine gelip normal çalışmaya başlayınca, 2,5 ay kadar sonra ameliyatımız oldu. İnsan anne olunca çok zor oluyor. Lütfen babalar kızmasın bana ama anne olunca insanın kanı çekiliyor sanki. Evet, daha güçlü oluyor insan ama çok canı yanıyor. Yoğun bakımdan çabucak çıktı Ömer Nasuh’um, sanırım o da gücünü annesinden aldı. (Lütfen babalar kızmasın)

   Evet bugün 22 Haziran: her şey geride kaldı. Şimdi 10 aylık oldu bebeğim. Ameliyattan sonra hızla sağlığına kavuştu. İnsanlar diyor ki ‘her şeyi unut yeni bir sayfa aç hayatına’ diyor. Evet insan unutkan bir varlık. Ama ben unutmayacağım yaşadıklarımı. Şükürle hatırlayacağım. Şifayı vereni de…

    Şifalı ilime ve ellere sahip güzel insanları da…

   Solda Ömer Nasuh Sinmez

Yazan:Ömer Nasuh’un annesi Hatice Sinmez