|
On dört yıl önce
çok sevdiğim ve ihtisas arkadaşım olan bir çocuk doktoru
telefon etti. Bebekliğinden beri izlediği bir yaşındaki hastasında
üfürüm duyduğunu ve görmemi istediğini söyledi. Hemen gelsin dediğim
hasta geldiğinde, muayene ve eko ile hastanın karıncıkları arasında
yaklaşık 10 mm çapında bir delik olduğu, akciğer tansiyonunun çok yükseldiği
(geniş VSD + ağır pulmoner hipertansiyon) görüldü. Aileye üfürümün
neden daha önce duyulamadığı sorulduğunda "yaramaz Elif"in her
muayenede çok ağladığı öğrenildi. Bu arada işin ciddiyetini öğrenen
ve Elif'i çok ama çok seven babası Cem Bey'in de tansiyonu da düşmez
mi?
Çocuğuna kalp
hastalığı tanısı koyduğumuz her anne-baba bize "üfürümün daha önceki
muayenelerde neden duyulmadığını" sorar. Üfürümün zaten zor
duyulabilen bir bulgu olduğu ve ağlayan bir çocukta ise hiç
duyulamayabileceği anlatıldı. Hastalarımızın anne-babası iyi bilir:
ağlayan çocukları biz kardiyologlar muayene etmeden ve eko yapmadan
önce sakinleştirici ilaç veririz. Elif'i de sakinleştirip muayene ve
ekosu yapıldıktan sonra ameliyat şansının olup olmadığını anlamak
için acilen kateter yaptık. Kateter-anjiyo sonucu
"çok geç
kalınmadığı, halen ameliyat şansının olduğu" anlaşılan "minik
Elif"
acilen ameliyata yönlendirildi. Çok şükür Elif'in ameliyatı da
başarıyla yapıldı ve süratle akciğer tansiyonu normal sınırlara
düştü. Sonra düzenli olarak, giderek arası açılan belirli
aralıklarla kontrolü yapılan sevgili kızımız Elif Acur 15 yaşında
"genç, sağlıklı ve çok güzel bir kız" oldu... Elif'le gurur
duyuyoruz ve onu çooook seviyoruz.... |