OKUMAK VE DARI TANESİ

 

 

Timurlenk'e iyi bir eşek vermişlerdi. Eşek saray bahçesine gelince, padişahın dalkavukları eşeği methetmeğe başladılar. O kadar övüyorlardı ki, hoca merhum duramadı:    

- Bu eşek o kadar kabiliyetli bir hayvan ki, kitap bile okuturum ben buna, dedi. Orada bulunanlar nasıl olur diye hayret ettiler. Hoca merhum Timur’dan eşeği bir müddet istedi ve kitap okumasını öğreteceğini söyledi. Eşeği Timur’dan alan hoca merhum kendi evine ahırına getirip bağladı:    

- Benden habersiz eşeği kimse yemlemesin, diye de evdekilere sıkı sıkı tembih etti. Daha sonra merkebi alıp Timur'un sarayına gitti. Saray bahçesinde eşeğin kitap okuyup okuyamayacağını gösterecekti. Bir masanın üzerine bir kitap koydurdu, merkebi de kitabın başına getirip beklemeye başladı. Eşek daha evvel öğrendiği gibi kitabın yapraklarını bir bir çevirmeye başladı. Kitap bitti, eşek de anırtıyı bastı. Oradakiler şaşkın şaşkın bakışıyorlardı. Hoca:   

- Gördünüz değil mi? Eşek kitabi okuyup bitirdikten sonra şimdi de özetini veriyor, dedi.     Timurlenk hoca merhuma bu işi nasıl becerdiğini sorduğunda şöyle anlattı:

- Bir  iki gün aç bıraktım. Daha sonra kitap yapraklarının arasına arpa danelerini koydum ve kendi elimle çevirip arpayı yedirmeye başladım. Tabii aç olduğu için sabırsızlıkla sayfaların açılmasını bekliyordu. Birkaç gün böyle devam ettikten sonra, sayfa yapraklarının arasından kendi başladı arpa aramaya. İşte eşeğin kitap okuması bundan ibarettir. Kitap içinde arpa olmadığı zaman ise acından acı acı anırıyor, dedi. Hoca merhumun bu başarısı karşısında Timur, çok memnun oldu ve bir kese altın hediye etti.

17 Mart 2006 Bekir COŞKUN : TÜRKLER kitap okumazlar.

       Şiir kitabı okumamalarının nedeni, her Türk potansiyel şairdir. Ve kitap alıp okumak yerine her Türk kendi şiirini yazar.

      Romanlara gelince; en baba roman her Türk'ün kendi hayatı yanında solda sıfır kalır. Türk zaten bunu "Benim hayatım roman" diyerek anlatır.

     Geriye kalıyor tarih kitapları. Onu da Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" kitabından okudular, yetti sayılır.

      Nitekim üniversitenin salonunda "Murat Bardakçı kimdir?" soruma yanıt vermişti genç arkadaşımız: "Vezir..."

     Ama TV izlemede müjdeli haberler geldi:

      TV izlemede Türkler bu sene sıra atlayarak dünya dördüncüsü oldular. Birinci Tayland, ikinci Filipinler, üçüncü Mısır, dördüncü Türkiye, altıncı Endonezya...

      Bu iyi bir şey. Bir önceki araştırmaya göre de televizyonlarda en çok izlenenler, daha çok özel yaşamlarla ilgili delikten bakma programları. O zaman delikli kitaplar yapılamaz mı? Gözünü kitabın deliğine dayar bakar arkadaşlar.

      Uluslararası araştırmanın kitap okuma bölümünde, Avrupa Birliği'nde ortalama günde 24 dakika kitap okunuyor.

      Türkiye'de 16 saniye. İşte burada da Türklerin "bir bakışta anlama" yeteneği söz konusudur.

      Bir Japon yılda 25 kitap okuyor, bir İngiliz yılda 24 kitap, bir İsveçli yılda 12 kitap.

      Türk?.. 16 kişi (ortaklaşa) yılda bir kitap...

      Sonuç olarak, giderek kitap okumaktan vazgeçen, ama daha çok televizyona "bakan" bir toplum olduk.