| |
İnsan hakları beyannamesinde böyle bir hak yer
almamıştır. Hiçbir anayasada, hiçbir yasada "aşık olmak hakkı" diye
bir haktan söz edilmemiştir. İnsanlar köleliğe karşı başkaldırmış,
özgürlük için canlarını bile ortaya koyarak mücadele etmişlerdir, bu
hak da insan haklarını belirleyen bütün metinlerde yer almıştır.
Seçme-seçilme hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı gibi nice hak
böyledir.Böyledir de "aşık olmak hakkı " neden hiç bir insan hakkı
belgesinde yoktur? Önemsizdir desek değildir, uğrunda mücadele
edilmemiştir desek insanlar ayağa kalkar, nedendir bilmiyorum,
kimsenin bildiğini de sanmıyorum.
Geçen gün bir kadın ahbabım uğramıştı. Orta yaşlarda,
kızını büyütüp evlendirmiş, bu yaşların olgun güzelliğini hem
yaşıyor, hem de yaşatıyordu. Aşık olmak benim de hakkım değil mi
doktor bey? demişti. Siz “kadın altmışında da aşık olabilir”
dersiniz. Ben aşık olabilirim değil mi? Benim de hakkım değil mi ?
sözleri hoşuma gitmişti. Gülümseyerek yanıtlamıştım.
-Tabii aşık olabilirsiniz. Aşık olmak herkesin hakkı.
Hem neden soruyorsunuz ki ? Aşk izin istemez.. Sonra düşündüm. Neydi
bu "Aşık olmak hakkı"? Neden bu hakkı bir türlü kimselere
veremiyorduk ? Yaşadıklarımızı şöyle bir an gözümüzün önüne
getirdim...
-Ayol o daha dünkü çocuk, aşık olmaktan ne anlarmış?
Ah bu yeni yetmeler, daha bir şey bildikleri yok. Şimdi aşık
olurlar, iki gün sonra da unuturlar.Ama o dünkü çocuk uykusuz
kalırmış, kendi kendine ağlarmış, sevdiğini bir kez görebilmek için
sokaklarda dolaşırmış, her gördüğünü ona benzetirmiş, şiirler
yazarmış, şarkılar dinlerken dalıp dalıp gidermiş... Kimin umurunda?
-A öyle şey olur muymuş ? Koskoca adam aşık mı
olurmuş? Ayol o evli değil mi? Kaç yıllık karısı, çocukları var,
olacak şey değil. Kendini şaşırmış. Ne aşkıymış bu? Onun ki yaş
dönümüdür. Erkekler yaş dönümünde böyle olur. Kim bilir hangi
yelloza tutulmuştur. Aşk meşk dediği rezillik. Bir dönüp hallerinize
bakmazlar da...
BUYRUN BAKALIM.
İşte sessiz sedasız bir yargılama daha, zavallı adam hemen
yargılanıp asılır? Neymiş, aşık olmaya kalkmışmış. Karşılaşınca söz
dokundurmalar, tuhaf tuhaf bakmalar, yüz göz buruşturmalar. "Aşık
olmak hakkı" bir kez daha ihlal edilmiştir? Kimse de “içinden hak
verse bile” böyle bir hakka sahip çıkmaz, çıkamaz..
-Ne dedin ne? Birbirlerine aşık mı olmuşlar? Güldürme
insanı, kazık kadar insanlar. Onların aşık olacak halleri mi kalmış?
Ay! Karşılıklı halleri gözümün önüne geliyor da.. Çok komik valla.
Aşık olmuşlar ha ? Güleyim bari..
Demek ki bu çiftin de bir şeyleri "aşık olmaya "
uygun değil, böylece aşık olmaya hakları yok yani.
-Eyvah bizim oğlan galiba aşık oldu. Öyle dalgın
geziyor. Anlattım, bak sende bir haller var dedim. Bunun sonu iyi
değildir dedim. Senin okulun var, derslerin var dedim. Konuşmuyor.
Şöyle bir şeyler söylese rahatlayacağım. Genç işte. Bu yaşlarda
insan aşkı ne bilirmiş? Üstüne gitmeye de korkuyorum. Bilmiyorum ne
olacak?
Evet bir de aşık olma yaşı vardır? Vardır da kimsenin
bildiğini görmedim. Küçük yaşlarda aşık olunmaz, çünkü o yaşlarda
hiç bir şey bilinmez. Gençlikte aşık olunabilir ama o da çok
tehlikelidir. İnsanın aklını başından alır da, çılgınlıklar bile
yaptırır? Orta yaşlarda hiç aşık olunmaz, çünkü insanın çevresi
vardır, konumu vardır, ayıp olur. Orta yaşlardan sonra aşkın sözü
bile edilemez, çünkü çok gülünç olunur, ele güne rezil olunur. Peki,
insan ne zaman aşık olabilir? Buna yanıt verilmez ama gerçekte
"hiçbir zaman aşık olunmaz" dense daha gerçekçi olur. Toplumumuzda
insana yaşatılan budur. Ama AŞK, o güzelim duygu fırtınası bütün
kuralları, karşı çıkmaları dinlemez bile, dünya umurunda değildir?
Kimi zaman pat diye çıkar gelir, kimi zaman yavaş yavaş yerleşir.
Gelir de dünyayı öyle bir değiştirir ki, yeşil başka bir yeşil olur,
kırmızı başka bir kırmızı. İnsanın ayağını yerden öyle bir keser ki
insan sanki uçar. Yerde mi yaşıyor gökte mi, kendi de bilmez olur.
Sabahlar artık başka sabahlardır, akşamlar başka akşamlar.
AŞK, o güzelim duygu fırtınası esip de insanın başını
döndürdü mü değme gitsin. Ne küstah şeydir o, ne cüretkardır.
Dünyayı umursamaz. İnsanların yasaları ona vız gelir. İnsanların
ahlak diye bildiklerini dinlemez bile. Huzur diye yaşadıklarını
altüst eder. Söylenenlere aldırmaz, Suçlamalara başını çevirmez,
eleştirilere güler geçer. Böyle dik başlı, böyle isyankar bir şey
görülmemiştir! Belki de hiç bir ideolojinin isteyip de yapamadığı
şeyi yapar: İnsanı değiştirir, dünyayı değiştirir. AŞK, o güzelim
duygu fırtınası üstelik de çok "demokratik"tir. Ne ırk ayırımı
bilir, ne deri rengi. Sınıf ayrılığını çiğner geçer. Sınır tanımaz.
Siyasal düşünce ayrımı yapmaz. İnsanları parasına göre ayırmaz.
"Bakalım nereden mezun olmuş " demez. "Hele bir arabasının markasını
görelim" demez. Sahi, AŞK’ın demokratik olduğu hiç aklımıza gelmedi
değil mi! Ama doğrusunu isterseniz, biz AŞK’ın nesini düşündük ki,
hayatımız hem onu aramakla hem de ondan korkmakla geçmedi mi!AŞK, o
güzelim duygu fırtınası korkakların yanına uğramaz. Aslında AŞK çok
da seçidir. Yaşamaktan korkmayan insanları seçer.
BEZGİNLERİN, HAYATA KÜSKÜNLERİN YANINA BİLE UĞRAMAZ.
Hayatını hesaplar üzerine kuranların semtinden geçmez. Duyguları
küçümseyenlere tepeden bakar. Kibirlilere, gururlulara güler geçer.
İnsana değer vermeyenlere hiç değer vermez. AŞK, insanın en insan
yanına gelir yerleşir. İnsanı insan yapar, insanları birbirinden
ayıran bütün yapaylıkları kaldırır. AŞK, varsın insan hakları
bildirgesinde yer almasın, varsın anayasalarda yazılmasın, varsın
yasalarda sözü geçmemiş olsun, bunlara aldırmaz bile. Onun kendi
yasaları vardır, kendi "aşk hakları bildirgesi" vardır. Hem de
gözünü bile kırpmadan uygular bunları "Aşık olma hakkını" ne
diktatörlükler rafa kaldırabilir, ne polis önlemleri engelleyebilir.
Bu öyle bir "insan hakkı"dır ki, kimse çiğneyemez. Ama herkes de bu
haktan yararlanamaz. "Aşık olma hakkı" başkaları tarafından
verilmeyen belki de tek haktır. Onu alabilmek için insanın onu hak
etmesi gerekir.
BU HAKKI ALMAK İÇİN ÇOK ACI ÇEKMEK GEREKİR, ÖYLE ÇOK
ŞEYİ GÖZE ALMAK GEREKİR Kİ... AMA HER ŞEY ÖYLE DEĞİL Mİ! İNSAN
OLMANIN GÜZELLİĞİ DE BAŞKA NE Kİ?
|
|