|
ÖYKÜ bu ya,
dünyadaki her türlü kötülüğün sorumlusu olarak gösterilen şeytan,
üstüne yüklenen bu ağır suçlamadan bıkmış, Bir gün bir fırsat
yaratayım da insanlar ne kadar iyiliksever olduğumu anlasınlar
demiş.
Günlerden bir
gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan,
sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan
genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış.
Şeytan, kadını
epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini
biraz gevşetmiş. Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya
sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. Buzağı
yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda
yular hepten çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt
kovasına çarpmış ve bütün sütler yere dökülmüş.
Sağdığı süt
ziyan olunca siniri tepesine çıkan genç kadın, eline geçirdiği odunu
buzağının kafasına vurmasıyla yavru kan içinde yere yıkılmış.
Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan inek bir tekmede kadını
yere serip öldürmüş.
Uzaktan geçmekte
olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp,
elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş. Silah sesini duyan koca
koşup gelmiş. Karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde
tüfekle görünce, belinden silahını çekip, tek atışta babasını
öldürmüş. Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam bu kadar
acıya dayanamayacağını düşünüp, bir kurşun da kendi kafasına sıkarak
canına kıymış.
Bütün bu
olayları bir kenardan izleyen şeytan, Bu felaketi de bana yüklerler.
Buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi demiş.
Öyküyü gönderen
de bu kıssadan şu hisseyi çıkarmış:
Son zamanlarda
kurumlar arasındaki sinsi savaşı önlemek bir yana, daha da
ateşlenmesi için körüklemeye devam eden Çankaya'daki AKP'li Sayın
Abdullah Bey ve Başbakanlıktaki AKP'li Sayın Recep Bey olayların
birinci sorumlusu olarak buzağının ipini gevşetmişlerdir. Süt
kovası desen, çoktan devrildi. Peşinden oluşacak her türlü kötülüğü
siyaset cambazlığıyla başka yerlere yamamak isteyenler pişkince
soracaklardır:
Biz ne
yaptık ki şimdi? |