|
"Benimle oynar mısın?" dedi küçük
prens. "Çok mutsuzum".
"Hayır" dedi tilki. "Oynayamam; evcil değilim ben" ...
"Evcil ne demek" diye sordu küçük prens...
"Bağlar kurmak anlamına geliyor" dedi tilki ... Örneğin sen benim
için hala
yüz bin öteki çocuk gibi herhangi bir çocuksun. Benim için gerekli de
değilsin. Senin için de aynı şey. Ben de senin için yüz bin öteki
tilkiden
hiç farkı olmayan herhangi bir tilkiyim. Ama beni evcilleştirirsen,
birbirimiz için gerekli oluruz o zaman. Benim için sen dünyadaki
herkesten
farklı birisi olursun. Ben de senin için eşsiz benzersiz olurum."
Küçük prens "Anlıyorum galiba" dedi, "Bir çiçek var..
Galiba o beni
evcilleştirdi".
"Olabilir" dedi tilki, "Dünyada böyle şeyler hep olur"...
Küçük prens gidip güllere baktı.
"Siz benim gülüme benzemiyorsunuz" dedi... "Çünkü ne bir kimse sizi
evcilleştirdi, ne de siz bir kimseyi. İlk gördüğüm zamanki tilkim
gibisiniz. O zaman yüz bin başka tilkiden herhangi biriydi"...
"Çok güzelsiniz
ama
boşsunuz benim için" diye sürdürdü sözlerini küçük prens. "İnsan
sizin için ölemez. Doğru, gelip geçen biri için benim çiçeğimin sizden hiçbir
farkı
yok. Ama o benim için yüzlercenizden daha önemli; çünkü suladığım,
cam bir
fanusun altına koyduğum, önüne siperlik yerleştirdiğim çiçek o"...
Tilkinin yanına döndü sonra: "Hoşçakal" dedi.
"Hoşçakal" dedi
tilki de... "İşte
sana bir sır" dedi tilki, "Çok basit bir şey... Gülünü senin için
önemli
kılan onun için harcamış olduğun zamandır".
"Onun için harcamış olduğum zaman" diye yineledi küçük prens.
Unutmamalıydı
bunu.
"İnsanlar unuttular bunu" dedi tilki. "Ama sen unutmamalısın.
Evcilleştirdiğimiz şeylerden sorumlu oluruz. Sen gülünden
sorumlusun".
"Ben gülümden sorumluyum" diye yineledi küçük prens. Bunu da
unutmamalıydı.
"Ama insan evcilleştirilmeyi kabul etti mi, biraz gözyaşını da göze
almalı"
dedi tilki.
"Gözyaşını da göze almalı" diye yineledi küçük prens.
Gözlerinde iki damla yaş vardı. |