|
Sahne: Van’da bir sağlık kuruluşunun çocuk
polikliniği
Tarih: Her zaman
Saat: 11:00 dolayları
İlgilisi için yerel sözcükler sözlüğü:
Kaldırmak: koymak (fitil için)
Düşmek: hastalanmak
Bala: çocuk
Üstüne çocuk düşmek: annenin yeniden gebe kalması
Ceset: vücut
Çevirmek: kusmak
Gecelmek: başı dönmek, sendelemek
Gitmek: ishal olmak
Lorman: normal sözcüğünün sıkça kullanılan yerel
türevi
Bilya: testis
Okuyucu: bulaşıcı
Okumak, okunmak: bulaşmak
(doktor Van’a geleli on gün olmuştur. O sabah
poliklinikte 46 hasta bakmış, 47. Hasta babası ile birlikte içeri
alınmıştır.)
-
Geçmiş olsun bey
-
Saygım var doktor abey, hörmetim var. Bu can senin
kölendir.
-
Sağol kardeşim teşekkür ederim. Ben bu çocuğu dün
görmedim mi?
-
Allah seni bağışlasın, gördün doktor bey. O verdiğin
fitilleri akşam kaldırdık…
-
Kardeşim biz size ilaç yazalım, siz tutun kaldırın
kullanmayın. Olmaz ki, düzelmez ki. Bugün niye geldin?
-
İşin rast gitsin doktor abey, hizmetkarın düştü dün
gece. Alev alev yandı.
-
(Allah Allah hiç de yanıklı çocuk gibi durmuyor.)
Nereye düştü de yandı?
-
Yatağa düştü.
-
Yatakta sıcak bir şey mi vardı?
-
Yok yani, düştükten sonra köleni ateş bastı.
-
Anladım. (Posttravmatik manenjit galiba.) Kaç
yaşında?
-
Dırnağına daş değmeye doktor bey. Beş on var işte.
-
Bey ne beşi ne onu. Bu çocuk iki yaşında ya var ya
yok!
-
Başın gözüm üstüne doktor bey.
-
Efendim?
-
Yani, bala senindir, sen daha iyisini bilirsin.
-
(tövbe tövbe. Adamı durduk yere günahkar edecek)
Düşerken kafasını bir yere çarptı mı?
-
Çarpmadı. Ama başını duvara vurduğunu görmüşler.
-
Ne zaman?
-
Üstüne çocuk düştüğünde.
-
Üstüne bir de çocuk mu düştü?
-
He yaa.
-
Peki ne zaman?
-
Bilmem. Biz anlamazık. Biz köylüyük.
-
Bunu anlamayacak ne var? Çocuk üstüne ne zaman düştü
diyorum.
-
Babana rahmet doktor bey. Beş altı ay vardır herhal.
-
Babamı karıştırma şimdi. Diğer çocuğa bir şey oldu mu
peki?
-
Bilmem daha cesedi ortada yok.
-
Öldü mü yani?
-
Daha olmadı ki ölsün doktor abem benim.
-
(Tanrım sinirlenmeme engel ol.) Kardeşim sen nerede
oturuyorsun? Nereden geldin sen buraya?
-
İnan ki kapının önünde oturuyordum. Hemşire çağırınca
kapının önünde kopup geldim, he vallah.
-
(Şimdi katil olasım geliyor.) Peki peki. Düştükten
sonra hiç kustu mu bu çocuk?
-
Hangi çocuk doktor bey?
-
Evladım, biz kimden bahsediyoruz? Kaç tane çocuk var?
-
Ellerinden öper, iki garıdan dokuz bala bey. Yedi de
kız var. Beş de ömrünü sana veren var. Allah vermiş. Allah aldı. Biz
ne diyek?
-
Yavrum, bırak bunları şimdi. Ben çocuğu söylüyorum.
-
Doktor beyim, bana yafrim deme. Ben tavuk balası
mıyam?
-
(Allahım sen sabır ver.) Bey, dinle beni. Bu çocuk
düştükten sonra hiç kustu mu?
-
Allah seni inandırsın, kusmadı. Ama zaman zaman
çeviriyor?
-
Kafasını mı çeviriyor?
-
Kafasını da çeviriyor.
-
(Yarabbim, sen bilirsin.) Ne tarafa çeviriyor?
-
Bazen sağaaa, bazen sola. Hiç unutmam, geçen
Ramazan’da. Artos Dağları’na doğru çevirmişti…
-
(Dışarıda daha 34 hasta var. Kalemimi kemirmekten
vazgeçmeliyim.) Peki başka ne şikayetin var?
-
Evde geceliyor doktor abem.
-
Kardeşim, hepimiz evde geceliyoruz. Parmak kadar
çocuk sokakta sabahlayacak değil ya. Başka nesi var dedim sana.
-
Bir
de gidiyor.
-
Nasıl gidiyor?
-
Sulu sulu gidiyor. Kendini berbat ediyor.
-
Sen ne demek istiyorsun yahu Allah aşkına?
-
İrshal yani doktor beyim, irshal.
-
Hah şöyle. Söyle bakalım. Kaç gündür ishal?
-
Evet
-
Efendim?
-
Evet yani
-
(Çıldırıyorum galiba.) Ne renk ishali?
-
Mavii.
-
Günde kaç kere yapıyor?
-
Üç gündür çıkmamıştır.
-
(Sansür edilmiştir.) Öksürük var mı?
-
Lormaaann.
-
Efendim?
-
Lorman lorman
-
(Normal diyor galiba.) Öksürüğün normali nasıl olur
kardeşim?
-
Basbayağı yani işte. Anladın mı doktor abey?
-
(Tamamen sansür edilmiştir.)
-
Doktor abem, senin bu balanın bilyalarından biri de
ortada yok…
-
Kardeşim, bir kere bu bala benim değil senin.
İkincisi, burası oyuncakçı dükkanı mı be? Bana ne senin çocuğunun
bilyasından…
-
Doktor beyim, kızma da sana bir şey sorayım. Bu aides
hastalığı okuyucu mudur?
-
Efendim?
-
Yani okur mu, okur mu.
-
Hem okur hem yazar. Ben şimdi fxwvögnrpyş… (PARAGRAF
HALİNDE SANSÜR EDİLMİŞTİR.) Bu ana kadar kayıt işlemleri ile meşgul
olan hemşire hanım :
-
Doktor
beeeyy. Kendinize gelin. İnin adamın üstünden. Bırakın gırtlağını.
Ne yaptı size? Ne vardı durup dururken gırtlağını sıkacak. İmdat…
İmdaaaaaaatttttt… Can kurtaran yok mu…. İmdat… Güpe gündüz yok yere
adam boğazlıyorlar… |